Skip to content

"Bombalarla Demokrasi": ya da Orta Doğu'nun Sistematik Yıkımı — En Az 1.780.000 Kurban

1 dk okuma
Paylaş

Orta Doğu, binlerce yıldır var olan medeniyetlerin yurdu. Irak ve Suriye'deki antik şehirlerden Yemen ve Afganistan'daki tarihi merkezlere kadar bu topraklar, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail kurulmadan binlerce yıl önce kültür, ticaret ve dinin beşiğiydi.

Bu ülkelerin kültürel ve dinsel mozaiği Batı toplumlarından çok farklıdır. Farklı etnik topluluklar, geleneksel aşiret yapıları, İslami dini okullar ve yerel siyasi sistemler iç içe geçmiştir. Bu nedenle toplumsal ve siyasi gelişimleri, Batı demokrasilerinkinden farklı bir tarihsel yol izlemiştir.

İran, 1979'dan bugüne yaptırımlar altında — kısa süreli kısmi yumuşama dönemleriyle birlikte 45 yılı aşkın süredir.

İran'a yönelik yaptırımlar, modern tarihin en uzun soluklu ekonomik yaptırımları arasında yer alıyor ve ülkenin ekonomisi, ticareti ve uluslararası ilişkileri üzerinde büyük bir etki bırakarak kalkınmasını fiilen yok etti.

Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'ye yönelik ilk yaptırımları, ülkenin terörü destekleyen devletler listesine alındığı 1979 yılında başladı; 2004'te ise önemli ölçüde sıkılaştırıldı.

Savaşla harap edilmeden önce hem Libya hem de Irak yaptırımlar altındaydı.

Ardından zaten harap olmuş devletlerde askeri operasyonlar düzenlenerek bunlar tamamen yıkıldı ve devlet liderliği yapay biçimde değiştirildi.

Kabul görmüş verilere göre (ne kadar düzeltilmiş olursa olsun) sonuç nedir:

Çatışmanın çeşitli dönemlerinde yaklaşık 9 milyon Iraklı yerinden edildi.

Bunların:

500.000'i hayatını kaybetti

4–5 milyonu ülke içinde yerinden edildi

2–3 milyonu başka ülkelere kaçtı

Libya'daki çatışmalar 2011'de iç savaş ve Muammer Kaddafi rejiminin çöküşüyle başladı; ülke ardından uzun bir istikrarsızlık ve bölünmüş iktidar dönemine girdi.

50.000 kurban.

Çatışmanın çeşitli dönemlerinde yaklaşık 1 milyon kişi yerinden edildi.

Filistin: Mülteci statüsü torunlara da aktarıldığından, bugün Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın verilerine göre:

70.000 kurban

Yaklaşık 5,9 milyon Filistinli mülteci olarak kayıtlı.

Suriye'deki savaşta ölü sayısı çok yüksek; çatışma 2011'den bu yana sürdüğünden ve birden fazla ordu, milis ve yabancı güç dahil olduğundan kesin rakamı tespit etmek güçtür.

Savaşın başından bu yana 500.000'den fazla kişi hayatını kaybetti.

Ülke dışında 6 milyonun üzerinde mülteci

Ülke içinde yaklaşık 7 milyon yerinden edilmiş

Afganistan'daki çatışma on yıllardır sürüyor; ancak kayıpların büyük bölümü Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin 2001'deki müdahalesinin ardından başlayan savaşla ilişkilendiriliyor.

2001'den 2021'e kadar yaklaşık 240.000–260.000 kişi hayatını kaybetti.

Afganistan'da yaklaşık 3,5 milyon kişi ülke içinde yerinden edildi

Yaklaşık 3 milyon kişi başka ülkelerde mülteci

Yemen'deki savaş 2014'te başladı ve kısa sürede dünyanın en ağır insani krizlerinden birine dönüştü.

Yemen'de yaklaşık 350.000–400.000 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Yaklaşık 4,5 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Bu, en az 1.780.000 kurban ve 20.000.000'den fazla yerinden edilmiş kişi demek — üstelik şimdi Orta Doğu'yu tamamen harap edecek yeni bir savaş kapıda.

Bu rakamlar, siyasi ve askeri çatışmalar ideolojiler ve jeopolitik çıkarlar adına yürütüldüğünde sıradan insanların ne kadar ağır bir bedel ödediğini gösteriyor. İstikrar yerine bütün nesiller savaş, yıkılmış şehirler ve zorunlu göç içinde büyüdü.

Bu çatışmaların tarihi çoğu zaman siyasi sistemler oluşturma ve devlet yönetimini değiştirme girişimleri olarak anlatılıyor. Ancak sahadaki milyonlarca insan için gerçeklik çok daha basit ve çok daha ağır: yitip giden hayatlar, yerle bir olan evler ve normal yaşama dönüşün uzun yolu.

Siyasi yorumlar ne olursa olsun şu kesin: Bu çatışmaların insani bedeli muazzam büyüklükte; sonuçları ise nesiller boyu hissedilmeye devam edecek.