Skip to content

Yazın Londra: kartpostal gibi değil, yerliler gibi görülmeye değer şehir

1 dk okuma
Paylaş
Yazın Londra: kartpostal gibi değil, yerliler gibi görülmeye değer şehir

Yazın Londra bambaşka bir şehir - daha sıcak, daha sakin, daha aydınlık, parkların ve sokakların canlandığı uzun akşamlarla. Şehri, sadece kartpostal karelerinden değil, orada yaşayanların gördüğü gibi görmek isteyenler için yaz tam da o an demek.

Otel sahnesi çoktandır sadece uyunacak bir yer olmaktan çıktı. Broadwick Soho gizli barlar ve saklı bir İtalyan restoranı barındırıyor, St Pancras istasyonunun yanındaki The Standard brütalist cephesiyle hava atıyor, Fitzrovia'daki art-deko estetiğine sahip The Newman ise şehrin en büyük açılışlarından biri. Orada kalmasanız bile bir içki için uğramaya değer.

Yemeğe gelince, seçenek şehrin kendisi kadar geniş - Mountain'daki İspanyol lezzetlerinden, Shoreditch'teki Manteca'da elde yapılan makarnaya, Kiln'deki Güneydoğu Asya ızgara mutfağına kadar. Londra sıkıcı yemeğin eş anlamlısı olmaktan çoktan çıktı; bugün Avrupa'nın en çeşitli gastronomi sahnelerinden biri.

Bir de kültür var, ki yazın özellikle zengin. Victoria & Albert müzesi Schiaparelli moda evinin bir retrospektifini sunarken, Tate Modern yaklaşık otuz büyük eserle bir Frida Kahlo sergisi açıyor. Efsanevi Waterstones kitabevi, tarihi Liberty mağazası ve bağımsız kafeler arasında Londra, tek bir tatilde alt edebileceğinizden çok daha fazlasını sunuyor. Belki de tam bu yüzden dönmeye değer bir şehir.