Skip to content

Halkın kırmızı çizgisi

1 dk okuma
Paylaş
Halkın kırmızı çizgisi

Devlet çevrimiçi oy vermeyi getirmeye karar verirse, bu hakkın bana da açık olmasını beklerim, çünkü Makedonya'da yaşıyorum ve siyasi kararların sonuçlarını her gün hissediyorum.

Kimsenin oy hakkının elinden alınmasını istemiyorum. Ama yurt dışında yaşayan birinin çevrimiçi oy verebileceği, benim - Makedonya'da yaşayan, çalışan ve vergi ödeyen birinin - ise aynı erişime sahip olmayacağı bir durumu kabul etmiyorum.

Çevrimiçi oy verme, yurt dışında yaşayanlar için yeterince güvenli ve güvenilirse, o zaman tüm yurttaşlar için de yeterince güvenli ve güvenilir olmalıdır. Eşit haklar eşit olanaklar demektir. Böyle bir sistem getirilirse, Makedonya'da ya da yurt dışında yaşadığına bakılmaksızın her seçmen için aynı koşullarda geçerli olmalıdır.

SDSM'den ve VMRO-DPMNE'den hayal kırıklığına uğradım. Yıllardır aynı sözleri duyuyorum, aynı kavgaları izliyorum ve sonunda aynı sonuçları alıyorum. Köklü değişiklikler yerine karşılıklı suçlamalar alıyoruz, yurttaşların sorunları ise çözümsüz kalıyor.

Bu yüzden, yıllardır aynı şekilde işleyen bir sistemde oyumun bir şey değiştirebileceğini hissetmiyorum. Bütün günü seçim sonuçlarını ve siyasi atışmaları izleyerek geçirmek yerine, seçim gününü Sırbistan'da, Sava kıyısında, elimde bir kokteyl ve kafamda huzurla geçirmeyi düşünüyorum. Demokrasi yalnızca oy verme hakkı değil, aynı zamanda hayal kırıklığına uğrama, eleştirel olma ve daha iyisini isteme hakkıdır. Biri güveni gerçekten hak ettiğini gösterene kadar, ikilemim yerinde duruyor - sandık mı, yoksa Sava kıyısında bir kokteyl mi.

Beni en çok hayal kırıklığına uğratan, oyumun, yirmi yıldır Makedonya'da yaşamayan ve burada alınan kararların günlük sonuçlarını hissetmeyen birinin oyundan daha değerli olmadığı duygusu.

Ben burada yaşıyorum. Faturaları, vergileri burada ödüyorum; sağlıkla, eğitimle, altyapıyla ve ekonomiyle burada yüzleşiyorum. Her siyasi karar doğrudan benim ve ailemin yaşamını etkiliyor.

Şimdi, gerçek bir siyasi seçenek görmediği için oy vermek istemeyen her yurttaşa, yurt dışındaki seçmenlerin hikâyesi satılacak.

Partiler, Makedonya'daki insanların neden hayal kırıklığına uğradığını, neden sisteme inanmadığını ve neden bir çıkış görmediğini kendilerine soracaklarına, yine bir mazeret aranacak. Yurt dışından gelen oylardan söz edilecek, ülkedeki yurttaşların büyük bölümünün artık kime oy vereceğini görmediği ise sessizce geçilecek.

Yurt dışında yaşayanlara karşı hiçbir şeyim yok. Ama burada yaşayan insanların hayal kırıklığının yeni bir siyasi matematikle örtbas edilmesine karşıyım. Sorun yalnızca Kanada'dan, Almanya'dan ya da Avustralya'dan kimin oy verdiği değil. Sorun, Makedonya'da yaşayan, burada vergi ödeyen ve her gün politikanın sonuçlarıyla yüzleşen bir insanın artık gerçek bir seçenek görmemesi.