Skip to content

Okyanusla dağlar arasındaki, kameraların sürekli geri döndüğü şehir: Vancouver neden bir geziye değer

1 dk okuma
Paylaş
Okyanusla dağlar arasındaki, kameraların sürekli geri döndüğü şehir: Vancouver neden bir geziye değer

Elle Kennedy'nin popüler romanlarından uyarlanan romantik dizi „Off Campus”, kurmaca Briar Üniversitesi'ni anlatıyor - ama mekânlar tümüyle gerçek ve hepsi tek bir şehre çıkıyor: Kanada'nın batı kıyısındaki Vancouver. Okyanusla dağlar arasındaki şehir, Kuzey Amerika'nın en sinematik destinasyonlarından biri olduğunu yeniden kanıtladı; ve tam da bu yüzden, diziden bağımsız olarak, başlı başına bir geziye değer.

Dizinin kampüsü aslında doğayla çevrili British Columbia Üniversitesi. „Doug Mitchell Thunderbird” spor salonu dizinin hokey maçlarına ev sahipliği yapıyor; başkarakter Dean'in dairesi ise şehir merkezinde, endüstriyel estetiğe ve loft odalara sahip lüks beş yıldızlı bir otel. Öğrencilerin gözde barı, Strathcona semtinde canlı müzikli bir pub'da çekildi. Başka bir deyişle, koca bir öğrenci dünyası, tek bir şehrin gerçek parçalarından kuruluyor.

Ama Vancouver film setlerinden çok daha fazlasını sunuyor. Gastown, Viktorya dönemi mimarisi ve ünlü buharlı saatiyle tarihi semt. Stanley Park, okyanus manzaralı geniş bir yeşil alan, yürüyüş yolları ve yakınında kıtanın en büyük akvaryumlarından biri. Bir zamanlar sanayi bölgesi olan Granville Island bugün pazarlar, galeriler ve el sanatları dükkânlarıyla dolu. Vancouver Lookout kulesinden panorama ise şehri, dağları ve körfezi tek bakışta kucaklıyor.

Adrenalin arayanlar için Capilano asma köprüsü, asırlık bir ormanın 137 metre üzerinde uzanıyor. English Bay ve Kitsilano plajları arka planda dağlarla gün batımları sunuyor; şehrin kendisi ise Grouse Dağı'na ve Whistler kayak merkezine açılan kapı. Vancouver, yarım saatte şehir kafelerinden vahşi doğaya geçtiğiniz o nadir yerlerden - ve kameraların sürekli geri dönmesinin nedeni tam da bu karışım.