Skip to content

Yedi bıçak darbesi, şüpheliler ise evde: Çento'da bir 14 yaşındaki çocuğa yönelik saldırı cinayete teşebbüs değil, şiddet olarak işleniyor

1 dk okuma
Paylaş
Yedi bıçak darbesi, şüpheliler ise evde: Çento'da bir 14 yaşındaki çocuğa yönelik saldırı cinayete teşebbüs değil, şiddet olarak işleniyor

Üsküp'ün Çento mahallesinde bir 14 yaşındaki çocuğa yönelik saldırının üç şüphelisi yalnızca tedbir kararı aldı - ve kamuoyunu asıl bu çalkaladı. Şüphelere göre çocuk fiziksel saldırıya uğradı ve yedi bıçak darbesi aldı. Yaraların ağırlığına rağmen üçlü, şu an cinayete teşebbüsten değil, daha hafif bir suç olan „çocuğa yönelik şiddet"ten yargılanıyor.

Temel Ceza Mahkemesi savcılığın önerilerini kabul etti: şüphelilere ikametgâhı terk etme yasağı, yetkili makama zaman zaman başvurma yükümlülüğü ve seyahat belgelerine geçici el koyma getirildi. Yaralı çocuğa ve ailesine yaklaşmaları ya da onlarla iletişim kurmaları da yasaklandı. Savcılık, soruşturmanın sürdüğünü, tüm tıbbi belgelerin toplandığını ve tıbbi bilirkişi raporunun beklendiğini - hukuki nitelendirmenin değişip değişmeyeceğinin de buna bağlı olduğunu - belirtiyor.

Ailenin yüksek sesle sorduğu sorular tam da burada ortaya çıkıyor. Saldırı 22 Haziran'da gerçekleşti, suç duyurusu ise on bir gün sonra yapıldı. Neden bu kadar geç? Çocuğun annesi kamuya açık açıklamasında, saldırganlardan birinin yanında yalnızca bıçak değil, bir de otomatik tüfek taşıdığını öne sürüyor - bu yüzden davanın sıradan bir şiddet olarak değil, cinayete teşebbüs olarak ele alınması gerektiğini düşünüyor.

Bir çocuk yedi bıçak darbesi alır ve şüpheliler yalnızca zaman zaman başvurma yükümlülüğüyle eve giderse, sıradan vatandaşın sormaya hakkı var: „şiddet" ile „cinayete teşebbüs" arasındaki sınır nerede? Kurumlar her şeyin bilirkişi raporlarına bağlı olduğunu söylüyor. Ama gecelerini bir hastane yatağının başında geçiren aile için, her gecikme günü adaletin acıdan daha yavaş göründüğü bir gün daha demek. Bilirkişi raporu nitelendirmenin ta baştan yanlış olduğunu gösterirse kim hesap verecek?