Skip to content

Bir gezi kadar değerli altı Avrupa pazarı: yaz kokan çiçek, peynir ve ekmek

1 dk okuma
Paylaş
Bir gezi kadar değerli altı Avrupa pazarı: yaz kokan çiçek, peynir ve ekmek

Bir kenti tanımanın, hiçbir otobüs turunun yerini tutamayacağı bir yolu var - erken kalkıp pazara gitmek. Turistik olana değil, yerlilerin akşam yemeğini aldığı olana. Avrupa genelinde bir gezi kadar değerli pazarlar var; çiçek, peynir ve taze ekmek kokusunun bir halk hakkında herhangi bir müzeden daha çok şey anlattığı yerler.

Londra'da Columbia Road her pazar, dar Doğu Londra sokağını kelimenin tam anlamıyla ele geçiren bir çiçek tüneline dönüşüyor - ortancalar, şakayıklar, güller ve lavanta, çevresinde vintage dükkânlarla. Bir pazar sabahı yaşanan o renk patlamasıyla Avrupa'da az yer boy ölçüşebilir.

Fransa bambaşka iki dünya sunuyor. Perigor'un ortasındaki Sarlat'ta pazar, her köşede Bergerac şaraplarıyla, trüf, kaz ciğeri, ördek ve ceviz kokuyor. Güneyde, Cassis'te aynı ritüel Akdeniz tonu alıyor - zeytin, aromatik otlar, keçi ve koyun peynirleri ve açık gökyüzü altında Provence sucukları.

İtalya elbette geri kalmıyor. Torino'daki Porta Palazzo, Avrupa'nın en büyük açık hava pazarlarından biri - fındık, Piemonte çikolataları, balık, trüf ve mantar bir arada. Roma'nın tam kalbinde ise Campo de' Fiori, bir düzine domates çeşidi, Lazio'dan meyve ve sebze ve hiçbir dükkânın taklit edemeyeceği otantik bir pecorino romano sunuyor.

Son olarak, denizi sevenler için, Portekiz'in Algarve bölgesindeki Olhao pazarı her cumartesi tezgâhlarını aynı sabah çıkarılmış sardalye, ahtapot ve deniz kabuklularıyla dolduruyor. Bütün bu yerlerin amacı aynı: bir yerin gerçek lezzeti hediyelik eşya dükkânında değil, sabahın erken saatinde, yerel paranın döndüğü tezgâhta satılır.