Skip to content

Putin: savunma bakanlığı beni bilgilendirmedi - savaş yöneten bir liderden tuhaf mesaj

1 dk okuma
Paylaş

Vladimir Putin yılın en sıra dışı diplomatik mesajlarından birini verdi: Rus Savunma Bakanlığı'nın kendisini Kiev'den olası yeni provokasyonlar hakkında henüz bilgilendirmediğini açıkladı. 9 Mayıs geçit törenindeki cumhurbaşkanı, kapsamlı brifinglerde ve Washington, Pekin ve Yeni Delhi ile diplomatik görüşmelerde - ama yürüttüğü savaş hakkında ne olduğunu bilmiyor.

„Savunma Bakanlığı henüz beni bilgilendirmedi. Ofise döndüğümde askerler bana rapor verecek," dedi Putin. Cümle, en hafifinden, „özel askeri operasyon"un her boyutunun kendi kontrolünde olduğunda ısrar eden bir lider için tuhaf.

Mesajın ikinci bölümü Moskova'nın Washington'u, Pekin'i, Yeni Delhi'yi ve diğer başkentleri 9 Mayıs civarındaki Ukrayna eylemlerinin olası sonuçları konusunda önceden uyardığının teyidiydi. Diplomatik kanallar aracılığıyla - Kremlin diyor - bu görüşmeler Trump'ın iki ek ateşkes günü ve esir takası teklifinin kabul edilmesine yol açtı.

Putin bu evrenin temel fikrini tekrarladı: operasyonun amacının „Ukrayna kuvvetlerinin kesin yenilgisi" olduğunu. Aynı zamanda - savaş başka devletlerle tırmanmamalı. Bu neredeyse imkânsız bir formül ve Putin bunu biliyor. Ama 9 Mayıs Ukrayna saldırısı olmadan geçtiği anda, retoriğin momentumu koruması gerekiyor.

İlginç detay: Putin'in iddiasına göre Moskova Kiev'e 500 esir Ukraynalı askerden oluşan bir liste gönderdi. Cevap gelmedi. „Kiev o zaman radardan kayboldu," diye özetliyor Putin. Bir lider bunu kamuoyu önünde söylediğinde, bu gaf değil - iç pazar için siyasi mesaj. Rusların duyması istenen: Ukrayna „insani" jestlerden kaçıyor, Putin ise „hazır" ama „yapamıyor".

Balkanlar için bu diplomasi dersi yabancı gelmiyor. Hükümetler ne sıklıkta „önerdik" diyor - ne önerdiğini açıklamadan. Ne sıklıkta „özel kanallarla temas" gerçek işin yerine geçiyor. Okur için soru: bir başbakanın veya bakanın bütün yaz televizyonda tartıştığı savaş alanında olanları gerçekten bilmediğine inanıyor muyuz? Yoksa o cümle senaryonun parçası mı, bilgi eksikliği değil?