Skip to content

Türk şoförler neden mesleki vize alıyor da bizimkiler almıyor: nakliyeciler AB önünde protesto ediyor

1 dk okuma
Paylaş
Türk şoförler neden mesleki vize alıyor da bizimkiler almıyor: nakliyeciler AB önünde protesto ediyor

Makedon nakliyecilerin sorduğu soru somut ve rahatsız edici: Türk şoförler neden Avrupa Birliği'nden mesleki vize alıyor da Balkanlı şoförler almıyor. Yedi aydır yanıt yok, bu yüzden gelecek pazartesi, 31 Ağustos'ta, saat 12 ile 14 arasında Üsküp'teki AB Delegasyonu önünde protesto yapacaklar.

Sorunun adı 180 günde 90 gün kuralı. Profesyonel şoför, Schengen bölgesinde 180 günlük dönemde en fazla 90 gün geçirebiliyor - tatil için seyahat eden her vatandaşa uygulanan sınırın aynısı. Kamyonuyla o yollarda yaşayan bir insan, tatile giden turist gibi işleme tabi tutuluyor.

Dört ülke, tek tarih

Protesto sadece Makedonya'ya ait değil. 21 Ağustos'ta Balkan nakliyecileri eşgüdümlü eylem konusunda anlaştı, bu yüzden aynı gün Sırbistan, Bosna-Hersek ve Karadağ'da da eşzamanlı protesto yapılacak. Üsküp için en az 20 yük aracı duyuruldu.

1 Eylül'de Brüksel'de bir çalışma grubu toplantısı planlanıyor. Oradan geçici bir çözüm çıkmazsa, bir sonraki aşama 14 Eylül için duyuruldu - sınır kapılarının tamamen kapatılması, beklenen süre 10 günün üzerinde. Bu aşama için nakliyecilerin en az yüzde 70'inin desteği gerekiyor.

On günlük sınır ablukası sadece nakliyecileri yaralamıyor. O kapılardan geçen her malı da yaralıyor - yani baskı tam olarak hissedileceği yere yöneltilmiş durumda.

Türkiye karşılaştırması neden acıtıyor

Dernek, Birliğin çözümü elinde tuttuğuna işaret ediyor, çünkü Türk şoförlere mesleki vize veriliyor. Bu teorik bir öneri değil - hâlihazırda var olan ve uygulanan bir mekanizma, sadece bizim için değil.

"Teknik olarak karmaşık bir konu" argümanı tam burada geçerliliğini yitiriyor. Bir araç kurulmuş, denenmiş ve Birlik dışındaki bir devlet için işler haldeyse, onun bir başkasına verilmemesi teknik bir mesele değildir. Bir karardır.

İlerleme olmadan geçen yedi ay başlı başına bir cevap. Soru şu: Brüksel'in dikkatini çekmek için gerçekten sınır kapılarının on gün kapatılması mı gerekiyor, yoksa bu, karşı tarafta anlaşılan tek dil haline mi geliyor?