Skip to content

CIA 1998 tarihli belgeyi yayımladı: Patlayıcı dolu bir uçak bir Amerikan şehrine çarpacak

1 dk okuma
Paylaş
CIA 1998 tarihli belgeyi yayımladı: Patlayıcı dolu bir uçak bir Amerikan şehrine çarpacak

10 Eylül 1998'de, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton için hazırlanan günlük istihbarat raporunun sonunda, Usame bin Ladin'le bağlantılı bir grubun "patlayıcı dolu bir uçakla uçup bir Amerikan şehrine çarpabileceği" yazıyordu. Üç yıl sonra, neredeyse günü gününe, dört yolcu uçağı New York ve Washington semalarında silaha dönüştürüldü.

O cümle artık kamuya açık. CIA, saldırıların yirmi beşinci yıldönümü vesilesiyle o güne dek gizli olan 100 sayfadan fazla başkanlık raporunu - toplam 71 belgeyi - yayımladı. Ajans direktörü John Ratcliffe bunu "olağanüstü bir şeffaflık eylemi" ve ajans tarihindeki bu tür raporların en büyük açıklanması olarak nitelendirdi. Belgeler Şubat 1998'den 12 Eylül 2001'e - saldırılardan sonraki güne - kadarki dönemi kapsıyor.

Tek bir uyarı değil, bir dizi uyarı vardı

Yayımlanan belgeler bunun münferit bir ihbar olmadığını gösteriyor. Raporlarda Washington'daki tesislere olası saldırılar, nükleer bomba malzemesi temin etme girişimleri, kimyasal silahlı saldırı planları ve Amerikalıların kaçırılması geçiyor. Eylül 1998 tarihli bir rapor, bin Ladin'in tercih ettiği seçeneğin ABD'yi kendi topraklarında, Washington'da vurmak olduğunu belirtiyor.

Uyarılar George W. Bush döneminde de sürdü. Saldırılardan bir aydan biraz fazla süre önce, 6 Ağustos 2001 tarihli belge, bin Ladin'in Amerika Birleşik Devletleri içinde saldırı düzenlemeye kararlı olduğu başlığını taşıyordu. Belgede, El Kaide mensuplarının yıllardır ülkede yaşadığı ya da ülkeye seyahat ettiği ve örgütün muhtemelen bir saldırıya destek olabilecek bir ağa sahip olduğu yazıyor. FBI o dönemde bin Ladin'le bağlantılı yaklaşık 70 ayrıntılı soruşturma yürütüyordu.

"Uyarı yorgunluğu" - her yerde tekrarlanan bahane

Peki bunların hiçbiri neden birleşmedi? Belgeler bir terim sunuyor: uyarı yorgunluğu. Yıl be yıl yeni değerlendirmeler geliyordu, ama zaman, yer ve yönteme dair kesin veri olmadan. Her şey olası bir tehditse, hiçbir şey somut bir tehdit değildir ve aygıt tepki vermeyi bırakır.

11 Eylül Komisyonu daha sonra, servislerin sürekli uyardığı ancak tek tek bilgileri gerçekten gelen operasyonun resmine bağlamayı başaramadığı sonucuna vardı. Saldırılardan önceki son rapor, 28 Ağustos 2001 tarihli olan, yolcu uçağı senaryosundan artık hiç söz etmiyordu - orada suikastlar, adam kaçırmalar ve roketli saldırılar sıralanıyordu.

Yirmi beş yıl sonra bundan geriye ne kalıyor

Bunu kaçırılmış bir fırsatın hikâyesi olarak okumak kolay. Daha doğru okuma farklı ve daha ağır: servis işini yaptı, belge iktidarın tepesine ulaştı, yine de hiçbir şey olmadı. Sorun bilgi eksikliği değildi; bilginin, biri ona göre hareket etmeye karar verene kadar hiçbir anlam taşımamasıydı.

Bu, ne Amerikan ne de eski olan bir mekanizma. Olay gerçekleşene dek çekmecede duran, sonra her şeyin bilindiğinin kanıtı olarak yayımlanan bir rapor - dünyadaki her yönetimin en az bir kez sahnelediği bir sahne. Soru şu: şu anda böyle kaç belge, birinin onları sonuna kadar okumasını bekliyor?