Skip to content

Bizi vuran rüzgâr kasırga şiddetindeydi: Üsküp'te saatte 130, kent daha ilk darbede çöktü

1 dk okuma
Paylaş
Bizi vuran rüzgâr kasırga şiddetindeydi: Üsküp'te saatte 130, kent daha ilk darbede çöktü

Bu „kuvvetli rüzgâr" değildi. Devlet Hidrometeoroloji İdaresi, dün çatıların uçuşunu izleyen herkesin midesinde zaten bildiğini söyledi: Üsküp'ü, Iştip'i ve Strumica'yı vuran rüzgâr kasırga şiddetindeydi. İdarenin kendi tanımına göre bu, saatte 118 kilometrenin üzerinde hız demek - „bu bölgede çok nadir görülen, ağır yıkımlar ve geniş çapta büyük hasar yaratan" bir olay.

Otomatik istasyonlar küçümsemeye yer bırakmıyor. En şiddetli darbe saatte 134 kilometreyle Iştip'te kaydedildi, Üsküp ve Novo Selo'da ise saatte 130 kilometre. Bu bir yaz fırtınası değil - bu, genellikle Karayipler'den gelen raporlarda okuduğumuz bir rakam, Vardar vadisinden değil.

Ölçek çağrılarla ölçülüyor. 112 hattına birkaç saat içinde 9.000'den fazla yardım çağrısı ulaştı. Yalnızca Üsküp'te, akşam saat ona kadar, 117 hasarlı araç, 35 hasarlı çatı, 189 devrilen ağaç, yedi bozulan trafik ışığı, on yangın ve on yaralı kayda geçti. Bu rakamların her biri birinin arabası, birinin dairesi, birinin kahveyle değil temizlikle başlayan sabahı.

Hastanelerde yaralı sayısı artmaya devam etti. „Sv. Naum Ohridski" cerrahi kliniğine muayene için 22 kişi başvurdu, ikisi hastanede tedaviye alındı. Biri kırık kol nedeniyle daha gece boyunca ameliyat edildi. Diğeri, leğen bölgesinden devrilen bir ağaçla yaralanan yabancı bir turist - Makedonya'ya tatile gelip bir kasırga hikâyesiyle ayrılan bir adam. Travmatoloji Kliniği'ne sağlık bakanına göre 11 hasta kabul edildi, üçü ciddi kırıklarla.

Yaralanmaların çoğu hafif ve ayakta tedavi edildi, bu da tüm tablodaki tek iyi haber. Ama yırtılmış çatıların üzerinde asılı kalan soru meteorolojik değil. Eğer İdare böyle rüzgârların „çok nadir" beklendiğini söylüyorsa, kent - ağaçlar, trafik ışıkları, eski yapılar - neden daha ilk böyle darbede çöküyor? Olayın nadir olması, altyapının hazırlıksızlığı için mazeret değil. Bir dahaki sefere saatte 130 estiğinde yine çatı mı sayacağız, yoksa nihayet birisi yıllardır bakılmayanı mı sayacak?