Skip to content

Polis okulunda 310'da 11: İçişleri Bakanlığı'nın üç rakamla kapatabileceği bir tartışma, onun yerine açıklama gönderiyor

1 dk okuma
Paylaş
Polis okulunda 310'da 11: İçişleri Bakanlığı'nın üç rakamla kapatabileceği bir tartışma, onun yerine açıklama gönderiyor

"7 Mayıs" polis meslek lisesine kabul edilen 310 adaydan yalnızca 11'i çoğunluk dışı topluluklardan - ya da bazı medyanın aktardığı gibi, yüzde 11. Bu tutarsızlık bile temel rakamın her yerde aynı olmadığını gösteriyor. DUI sınavın tekrarlanmasını istiyor, Arnavutlar İçin İttifak ise daha basit ve reddetmesi daha zor bir şey istiyor - rakamların açıklanmasını.

İttifak'ın talebi somut: çoğunluk dışı topluluklardan kaç aday zaten başvurdu, değerlendirme nasıl yürütüldü ve tam olarak neyin sonucunda böyle bir tablo çıktı. Bu bir kota talebi değil. Bu bir veri talebi.

Bakanlığın yanıtı

İçişleri bakan yardımcısı Astrit İseni, ilginin beklenene yakın bile olmadığını ve başvuranların bir kısmının sınava hiç gelmediğini savunuyor. Kaç kişinin başvurduğu, kaçının süreci sürdürdüğü ve kaçının kriterleri karşıladığı söylenmeden birinin "dışlandığını" iddia etmenin siyaseten dürüst olmadığını ekledi.

Bu da doğru. Rakamsız bir dışlanma iddiası retoriktir. Ama aynı mantık ters yönde de geçerli: ilginin düşük olduğu iddiası da, bakanlık o rakamları masaya koymadığı sürece retoriktir.

Her iki taraf da hiçbirinin yayımlamadığı verilere dayanıyor. Fark şu ki bir taraf o verilere sahip.

Bakanlığın bir günde çözebileceği şey

Bu, ne komisyon, ne yeni bir sınav, ne de istifa gerektiren bir tartışma - en azından ilk aşamada. Üç rakam gerektiriyor: kaç kişi başvurdu, kaçı sınava girdi, kaçı geçti. Topluluklara göre ayrıştırılmış olarak. Bakanlık bu verilere şu anda, 310 kabulün çıktığı aynı kayıtlarda sahip.

Rakamlar İseni'nin ilginin düşük olduğu iddiasını doğrularsa, tartışma orada biter ve soru başka bir yere kayar - poliste istihdam garantisi veren bir okula ilgi neden düşük? Rakamlar çok kişinin başvurup süreçte elendiğini gösterirse, o zaman nerede ve neden elendikleri sorusu açılır.

Her iki durumda da yanıt aynı adım. Veriye sahip olup onun yerine açıklama gönderen bir kurum, tartışmayı olması gerekenden uzun hale getiriyor.

Bu neden yalnızca bir sınav değil

DUI ayrıca İseni'nin istifasını da istiyor; bir yetkilinin biçimsel varlığının alibi olamayacağını savunuyor. Bu bir parti hesaplaşması ve kendi zemininde yürütülecek.

Ama altında partileri aşan kurumsal bir soru duruyor: bir devlet birimi kadrosunu nasıl seçiyor ve bu süreç dışarıdan denetlenebilir mi? Polis okulu poliste istihdam garantisi veriyor - yani bu sınavın sonucu bakanlığın yapısını yalnızca bu öğretim yılı için değil, önümüzdeki on yıllar için biçimlendiriyor.

Devlet Denetim Kurumu, Kamu Denetçisi, parlamentonun savunma ve güvenlik komisyonu - hepsinin bu rakamları isteme dayanağı var. Soru şu: gündem başka bir habere dönmeden önce bunları isteyen olacak mı?