Skip to content

Hiçbir şey yapmamış birine kızgın uyanıyorsun: psikolog, beynin neden olguyu değil duyguyu hatırladığını açıklıyor

1 dk okuma
Paylaş
Hiçbir şey yapmamış birine kızgın uyanıyorsun: psikolog, beynin neden olguyu değil duyguyu hatırladığını açıklıyor

Yanında uyuyan ve hiçbir şey yapmamış birine kızgın uyanıyorsun. Ya da haftalardır görmediğin bir arkadaşına. Rüyanın gerçek olmadığını biliyorsun, ama öfke gerçek ve öğleden sonraya kadar sürüyor. Psikolojinin bunun için bir açıklaması var ve bu açıklama herhangi bir rüya tabiri kitabından çok daha ilginç.

„Rüyalar çok güçlü duygular tetikleyebilir,” diyor psikolog Maria de Moya Marin. „Olanların gerçek olmadığını bilsek de, beyin o duyguları sanki o anda yaşanıyormuş gibi deneyimledi.” Öfkeyle, hüzünle, korkuyla, hatta sevinçle uyanmanın nedeni bu. Beyin neyin doğru olduğunun değil, ne hissettiğinin kaydını tutuyor.

Beyin kapanmıyor, düzenliyor

Bilimin kesin olarak bildiği şey rüyaların ne anlama geldiği değil, uyurken ne olduğu. „Bugün biliyoruz ki uyurken beyin çalışmaya devam ediyor. Anıları pekiştiriyor, duyguları düzenliyor ve günün bilgilerini yeniden örgütlüyor,” diye açıklıyor psikolog. Ama bu, her rüyanın bir mesaj sakladığı anlamına gelmiyor. Uzmanın kendi ifadesiyle, „her rüyanın somut bir mesaj ya da gelecekle ilgili bir öngörü sakladığını hâlâ iddia edemeyiz”.

Bazı kuramlar rüyaların koruyucu bir rolü olduğunu savunuyor. „Rüyaların bizi tehditleri öngörmeye hazırladığını savunan kuramlar var; bu yüzden sık sık işe yetişmek için koştuğumuzu, uçurumdan düştüğümüzü ya da para kaybettiğimizi hatırlarız,” diyor de Moya Marin. Başka bir deyişle beyin en iyi bildiği şeyi yapıyor - bizi korumak için önceden hazırlanıyor.

Birinin rüyanda çıkmasının nedeni

Burada psikoloji romantik olmayan bir sadelikte. Birisi hakkında saatlerce konuştuysan, birini düşündüysen ya da biri için endişelendiysen, o kişi rüyana girecek. „Bu tamamen normal bir şey,” diyor psikolog. „Uyurken, özellikle REM evresinde, beyin bilgiyi işlemeye, anıları pekiştirmeye ve günün deneyimlerini düzenlemeye devam ediyor.” Yani bir işaret değil. Trafik.

Ama işte çoğu insanın gözden kaçırdığı kısım: birinin rüyada görünmesi, rüyanın onunla ilgili olduğu anlamına gelmiyor. „Psikolojik açıdan bu, rüyanın mutlaka bir anlamı olduğu ya da bize gizli bir mesaj gönderdiği anlamına gelmez,” diye açıklıyor de Moya Marin. Ona göre çoğu zaman „rüyadaki başkişi, beynin duyguları, kaygıları ya da içsel çatışmaları işlemek için kullandığı bir ‚araçtır‘”.

Gerçek başkişi, yani, o insan değil - o insanın uyandırdığı duygu.

Ne zaman durup düşünmeye değer

Vakaların çoğunda, uyanıştan sonraki his gün ilerledikçe kayboluyor. Ama her zaman değil. „Rüya güvensizliklerle, geçmiş çatışmalarla ya da gerçek kaygılarla bağlantılıysa, o kişiye karşı davranışımızı geçici olarak etkileyebilir,” diye uyarıyor psikolog.

Ve bütün metinden akılda tutulmayı hak eden tek tavsiye burada. „Aynı içerik sık sık tekrarlanıyor ve belirgin bir rahatsızlık yaratıyorsa, o rüyanın hangi duyguyu ifade etmeye çalıştığını ve hayatımızda dikkat isteyen bir yön olup olmadığını kendimize sormak faydalı olabilir,” diyor de Moya Marin.

Yani soru „dişlerinin döküldüğünü görmek ne anlama gelir” değil. Soru şu: „bana ne hissettirdi” ve „hayatımda o duyguya benzeyen bir şey var mı”. Eski sevgililer, boşluğa düşmek ve dökülen dişler üzerine yıllardır yapılan yorumların bilimsel dayanağı yok. Dayanağı olan şey daha basit ve daha rahatsız edici: rüyalar geleceğe açılan bir pencere değil, şu an nasıl hissettiğine açılan bir pencere.