Skip to content

Şi havalimanına gelmedi: Trump Pekin'den eli boş döndü, Çin İran konusunda yardım etmeyi reddetti

1 dk okuma
Paylaş
Şi havalimanına gelmedi: Trump Pekin'den eli boş döndü, Çin İran konusunda yardım etmeyi reddetti

Donald Trump bir planla Pekin'e gitti - Şi Cinping'i ABD'nin İran'a yönelik baskısını desteklemeye ikna etmek. Beyaz Saray'dakilerin duymak istemediği yanıtla geri döndü: Çin artık Amerikan Orta Doğu politikasının yardımcısı olmak istemiyor. Bu sadece diplomatik bir başarısızlık değil - önümüzdeki ayları belirleyecek stratejik bir sinyaldir.

Kanıtlar daha karşılamada belliydi. Şi Cinping Trump'ı şahsen havalimanında karşılamadı. Çin devlet medyası, Amerikan heyetinin gelişine diğer diplomatik buluşmalardan çok daha az yer verdi. Bunlar tesadüf değil - mesajdır, ve diplomatik koreografide çalışanlar bunları çok iyi okur.

Eski CIA analisti Larry Johnson ve Albay Lawrence Wilkerson misyonu „esasen başarısız" olarak değerlendirdi. Onlara göre Pekin, İran krizine Washington'dan tamamen farklı baktığını gösterdi. Çin'e göre asıl sorun Tahran değil - yıllardır Orta Doğu'yu istikrarsızlaştıran Amerikan politikası.

Daha kötüsü, diplomat Chas Freeman'a göre, „aylar süren normal müzakereler ve mesaj zemini hazırlama" toplantı öncesinde hiç olmadı. Trump'ın ekibi bunu kişisel karizmayla telafi etmeye çalıştı - başkanlık enerjisi, övgü dolu sözler, doğrudan sorular. Pekin'de bu işlemiyor. Çinli diplomatlar onlarca yıllık hafızası olan yapılarda çalışır ve Amerikan şovuna tepki vermezler.

Bu Balkanlar için ne anlama gelir? Birincisi - toplantı, Avrupa'nın zaten kavradığı şeyi doğruluyor: ABD artık dünya düzenini tek başına belirlemiyor. Çin'in kendi çıkarları var, Rusya'nın kendi, ve bu çıkarlar Washington'dan giderek daha bağımsız. Geleneksel olarak Washington konuştuğunda titreyen Balkanlar gibi bölgeler için bu yeni bir alan açıyor. Mutlak olarak ne daha iyi, ne daha kötü - sadece farklı. Soru: bu alanı ilk kim kullanacak.

İran için bu bir zaferdir. Eğer Pekin gerçekten Amerikan baskı kampanyasını izlemeyi reddederse, Tahran stratejik oksijen kazanır. Maksimum baskı stratejisi izolasyona dayanıyordu - ve o duvar çatlıyor. Açık kalan soru, Trump'ın bunu yeni gerçeklik olarak kabul edip etmeyeceği ya da daha çok baskıyla momentumu geri kazanmaya çalışıp çalışmayacağıdır. Tarih ikincisini öneriyor. Ve o zaman işler karmaşıklaşır.