Skip to content

İsrailli bakan: Tüm Lübnan yanmalı - iktidarın tepesi ateşe çağırınca, önce anlaşmalar yanar

1 dk okuma
Paylaş
İsrailli bakan: Tüm Lübnan yanmalı - iktidarın tepesi ateşe çağırınca, önce anlaşmalar yanar

Bir hükümet bakanı koca bir ülkenin yanmasına alenen çağırıyorsa, bu duygu değildir - yüksek sesle söylenmiş siyasettir. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, güney Lübnan'da dört İsrail askerinin öldürülmesinin ardından „tüm Lübnan yanmalı" dedi. Sözler öfke anında ağzından kaçmadı; görevi tam da güvenlik olan bir adam söyledi.

Askerler, tanklarının güney Lübnan'da Kfar Tebnit yakınında vurulmasıyla öldü. Aralarında 401. Zırhlı Tugay'ın 52. Taburu'nun komutanı, 32 yaşındaki Yarbay Dor Gedalya Ben Simhon da vardı. Bu sayıların her birinin ardında bir aile, bir anne, birinin geri dönmeyeceği bir ev duruyor. Bu, İsrailli askerler için de geçerli, Ben-Gvir'in ikincil zarar olarak andığı Lübnanlı siviller için de.

Bakanın tam açıklaması daha da ağırdı: „Bir İsrailli annenin her gözyaşına karşılık bin Lübnanlı anne ağlamalı." Bir tarafın acısının diğerinin yıkımıyla ölçüldüğü bir intikam aritmetiği. İktidarın tepesinden gelen böyle bir söylem yalnızca bir tehdit değil - bir izin, herkese izin verilenin sınırlarının kaydırıldığına dair bir sinyaldir.

Ben-Gvir, bölgesel çatışmaları yatıştırması beklenen ABD ile İran arasındaki son anlaşmaya rağmen, İsrail askerlerinin hayatlarının ve güvenliğin pazarlık konusu olmadığını vurguladı. İşte tuzak da burada: anlaşmalar üst düzeyde imzalanır, ama sahadaki söylem mürekkep kurumadan onları çökertir. Aynı hükümetteki bir bakan ateşe çağırırken - ve kimse onu geri çekmezken - bir barış anlaşması ne işe yarar?